Image Hosted by ImageShack.us
turkiye.gif
OSMANLI TARİHİ

PADİŞAHLAR

01-OSMANGAZi.jpg

turkiye.gif

TUĞRALAR

tugram.jpg

turkiye.gif

KURULUŞ DÖNEMI

turkiye.gif

KLASİK DÖNEM

turkiye.gif

DEĞİŞİM DÖNEMİ

turkiye.gif

MODERNLEŞME DÖNEM

turkiye.gif

ASKERİ TEŞKİLAT

turkiye.gif

DEVLET TEŞKİLATI

İKTİSADİ YAPI

Image Hosted by ImageShack.us
OSMANLI
DENİZCİLİK TARİHİ

fatihsultanmehmetHAN.JPG

Free Counter
KİTABOOKU.BLOGCU

Sitenizesayac.com

Sailing Turkey

Otel Şikayetleri

Php kodlar

Eskişehir

Ucuz Oteller

Tags Area

Link Ekle

Tatil Dizayn

Site Ekle

Erken Rezervasyon

Dizin

Ismail Hakkı Gürgenburan

Kartınızı Oluşturun


Elvenpath Top100

Gazetelinki.com

site ekle

fatihsultanmehmetHAN.JPG

Free Counter
KİTABOOKU.BLOGCU

Sitenizesayac.com

Sailing Turkey

Otel Şikayetleri

Php kodlar

Eskişehir

Ucuz Oteller

Tags Area

Link Ekle

Tatil Dizayn

Site Ekle

Erken Rezervasyon

Dizin


Elvenpath Top100

Gazetelinki.com

site ekle

« Önceki |

21/5/2009

Sultan Mehmed Vahdeddin

Sultan Mehmed Vahdeddin

Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-05-21

Sultan Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan Mehmed Vahdeddin doğduğu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çok küçükken vefat etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz, hem yetim kalan Sultan Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid'in kadınlarından Şayeste Kadın tarafından büyütüldü.

Sultan Abdülaziz'in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduğu için serbest yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid henüz padişah değilken bile yakından ilgilendi. Sultan İkinci Abdülhamid, saltanat yıllarında da bu tutumunu değiştirmedi, ona hep değer verdi ve onu korudu. Bu yüzden ağabeyinin saltanat yıllarında rahat bir hayat yaşadı.

Sultan Mehmed Vahdeddin, çok okurdu, okuduğunu iyi anlardı. Özellikle fıkha ait eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekî bir insandı, fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çok nazik bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin, Viyana seyahati sırasında hem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran bırakmıştı. Az konuşur, daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pür dikkat kesilirdi.

Sultan Mehmed Reşad, padişah olduğu zaman, yaş bakımından Sultan Mehmed Vahdeddin'den daha büyük olan Sultan Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzeddin veliaht idi.
Yusuf İzzeddin'in ölümü üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi.

Veliaht olarak bulunduğu yıllarda, Birinci Dünya Savaşı çıktı. Savaş sırasında Osmanlı Devleti'nin veliahtı olarak Almanya'ya resmî bir gezi yaptı. Bu seyahatinde yanında

Mustafa Kemal de bulunudu. Sultan Mehmed Reşad'ın ölümü üzerine, Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ile padişah oldu.

MONDROS MÜTAREKESİ

30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığı'nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un Başkanı olduğu İtilâf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. I. Dünya Savaşını bitiren bu antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilâf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'nin herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımakta idi.

Mustafa Kemal bu mütareke ile ilgili olarak şunları söylüyordu; Osmanlı Hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi istilâsı için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. Bu Mütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sona kadar işgal ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir.

Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilâf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgali için İtilâf Devletleri'ne imkân veriyordu.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca hükümleri şunlardır:

1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz'e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilâf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.

2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.

3- Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.

4- İtilâf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır.

5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.

7- İtilâf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.

8- Osmanlı demiryollarından İtilâf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.

9- İtilâf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.

10-Toros Tünelleri, İtilâf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.

11- İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.

12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilâf Devletlerine geçecektir.

13- Askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

14- İtilâf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den temin edeceklerdir (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır).

15- Bütün demiryolları, İtilâf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.

16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilâf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.

17- Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.

18- Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.

19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğundan olanlar bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.

20- Gerek askerî teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilâf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.

21- İtilâf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir.

22- Osmanlı harp esirleri, İtilâf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.

23- Osmanlı Hükümeti, merkezî devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.

24- Altı vilâyet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa, vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilâf Devletleri haiz bulunacaktır.

25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahallî saat ile öğle zamanı sona erecektir.

30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığı'nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un Başkanı olduğu İtilâf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. I. Dünya Savaşını bitiren bu antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilâf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'nin herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımakta idi.

Mustafa Kemal bu mütareke ile ilgili olarak şunları söylüyordu; Osmanlı Hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi istilâsı için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. Bu Mütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sona kadar işgal ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir.

Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilâf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgali için İtilâf Devletleri'ne imkân veriyordu.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca hükümleri şunlardır:

1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz'e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilâf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.

2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.

3- Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.

4- İtilâf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır.

5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.

7- İtilâf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.

8- Osmanlı demiryollarından İtilâf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.

9- İtilâf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.

10-Toros Tünelleri, İtilâf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.

11- İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.

12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilâf Devletlerine geçecektir.

13- Askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

14- İtilâf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den temin edeceklerdir (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır).

15- Bütün demiryolları, İtilâf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.

16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilâf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.

17- Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.

18- Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.

19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğundan olanlar bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.

20- Gerek askerî teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilâf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.

21- İtilâf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir.

22- Osmanlı harp esirleri, İtilâf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.

23- Osmanlı Hükümeti, merkezî devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.

24- Altı vilâyet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa, vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilâf Devletleri haiz bulunacaktır.

25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahallî saat ile öğle zamanı sona erecektir.

SEVR ANTLAŞMASI

Ana hatları 24 Nisan 1920'de San Remo Kanferansı'nda kararlaştırılan Sevr Antlaşması, 11 Mayıs 1920'de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti'ne verilmişti.

Antlaşması'nın kabulünü kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamak üzere, İtilâf Devletleri'nin teşvik ve desteği ile Yunan ordusu da 23 Haziran 1920'de Anadolu'da ve Trakya'da saldırıya geçti. Bursa'nın, Balıkesir'in, Uşak'ın ve Nazilli'nin ardarda işgali ile Sevr'in uygulanmasını sağlamak ve Antlaşma maddelerinde herhangi bir değişikliğe meydan vermemek bu saldırıda esas amaç olmuştu.

Sultan Vahdeddin'in başkanlığında toplanan Şûra-yı Saltanat 22 Temmuz 1920'de "zayıf bir mevcudiyeti, mahva tercih edilmeğe değer" görerek Antlaşma'nın onanmasına karar vermiştir. Tevfik Paşa'nın, Türk topraklarını parçalayan, millî şeref ve haysiyetle bağdaşmayan bu antlaşmayı imzalamaması üzerine Damad Ferit Paşa tarafından görevlendirilen Reşat Halis Bey, Hâdi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Bey Sevr Antlaşmasını 10 Ağustos 1920'de imzaladılar.

Sevr Antlaşması'na göre, Osmanlı Devleti parçalanıyor, Türk Milleti de yasama hakkından yoksun bırakılıyordu.

Rumeli sınırımız aşağı-yukarı İstanbul vilâyeti olarak tayin olunuyordu. Batı Anadolu ( İzmir ve havalisi) Yunanlılara veriliyordu. Güney sınırı ise, Mardin, Urfa, Gaziantep, Amanos dağları ve Osmaniye'nin kuzeyinden geçmekte ve bu sınırın güneyini Fransa'ya bırakmakta idi. Doğuda Bayazıt, Van, Muş, Bitlis ve Erzincan'ı içine alan bir Ermenistan, Irak ve Suriye arasında bir Kürdistan kurulacaktı. Bunun dışında, Türkiye'ye bırakılan topraklar nüfus mıntıkalarına ayrılmakta; İtalyanlar Antalya ve Konya, Fransızlar Adana, Sivas ve Malatya bölgesi üzerinde, İngilizler de Irak'ın kuzey kısmında nüfuz bölgeleri tesis ediyorlardı. İstanbul'da ise hükümet ve padişah oturacak fakat, İstanbul milletlerarası bir şehir olacak, Boğazlar'da ordusu, donanması, bütçesi ve organize kuruluşları ile bir komisyon bulunacaktı. Türklere bırakılan bölge, hakimiyet hakkı en ağır şekilde sınırlanmış, Ankara ve Kastamonu vilâyetleri ve dolayları idi. Sevr'e göre, memleket dahilinde bulunan azınlıklar Türklerden daha fazla haklara sahip oluyor, vergi vermeyerek, askeri hizmet yapmayarak imtiyazlı (ayrıcalıklı) bir durumda bulunuyordu. Türk tabiyetinden çıkanlar birçok yükümlülüklerden kurtuluyorlar, yeniden hiç kimsenin Türk tabiyetine de girmesine müsade edilmiyordu.

Devletin askerî kuvveti, her bakımdan sınırlanarak azamî miktar 50.700 kişi olacak; tank, ağır top, uçak bulunmayacaktı. Askerlik de gönüllü olacak, donanma ise 7 gambot ve 6 torpidodan ibaret olup, donanmada denizaltı da bulunmayacaktı. Diğer taraftan mâlî ve iktisadî hükümler, Osmanlı Hükümeti ile Meclisin yetkilerini hiçe saydıracak şekilde sınırlayıcı ve külfet teşkil eder mahiyette olup, Osmanlı Devleti'ni İtilâf Devletlerinin müşterek sömürgesi haline getiriyordu. İngiliz, Fransız ve İtalyan devletlerinin temsilcilerinden kurulu Mâli Komisyon, Osmanlı Devleti'nin gelir ve giderlerini düzenlemekte ve devletin yetkilerini devletlik sıfatı ile bağdaştırılmayacak şekilde bağlamakta idi.

Sevr Antlaşması'nın Osmanlı Hükümeti'nce imzalanması, Anadolu'daki millî mücadele azmini kuvvetlendirmiş, halkın İstanbul Hükümeti'nden ümitlerini kesmesine neden olmuştur.

Büyük Millet Meclisi 19 Ağustos 1920 tarihli toplantısında, Sevr Antlaşması'nı imzalayan ve bunu onaylayan Şûra-yı Saltanat'ta bulunanları vatana hıyanetle itham ederek vatansız sayılmaları kararını aldı. Aynı zamanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu antlaşma ile kendini hiç bir surette bağlı görmediğini de ilân etti.

KURTULUŞ SAVAŞI

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına Almanya'nın yanında katılmıştı. Ağır ve yorucu savaşlardan çıkmış Osmanlı kuvvetleri savaş sırasında kahramanca çarpışmalarına rağmen, düşman kuvvetlerinin tüm yurdu işgal etmelerine karşı koyamamışlardı. Bu sıralarda imzalanan Mondros ve Sevr Antlaşmaları, Osmanlı Devleti'ni tamamen yok etmeye ve Türk yurdunu parçalamaya yönelik hazırlanmıştı.

Sultan Mehmed Vahdeddin Osmanlı Mebusan Meclisi'nin toplanmasına karar verdi. Toplanan meclis düşman devletlerin görüşleri dışında bir karar alarak Misak-ı Millî'yi kabul etti. Bunun üzerine İngilizler İstanbul'u resmen işgal edip Osmanlı Mebusan Meclisi'ni dağıttılar.

19 Mayıs 1919 yılında Samsun'a çıkarak Millî Mücadele hareketini başlatan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Anadolu'daki direniş hareketini örgütlediler. Kongreler, Kuva-yı Milliye direnişleri gerçekleştirildi. Nihayet 23 Nisan 1920'de TBMM'nin Ankara'da açılmasına karar verildi.

Türk milleti, canını ve malını hiçe sayarak girdiği Kurtuluş Savaşı'ndan muzaffer çıkmış, düşmanlar vatan topraklarından atılmıştı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa idaresinde büyük bir zafer kazanılmıştı. Yeni meclis saltanatın kaldırılması ve Osmanlı hanedanının Türk topraklarından çıkarılmasını istemişti.
Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-05-21

Hayatını tehlikede gören Sultan Mehmed Vahdeddin, İstanbul'daki işgal kuvvetleri komutanına baş vurarak İngiliz devletine sığınmak istediğini bildirdi. 17 Kasım 1922 sabahı İsranbul'dan Malaya isimli bir İngiliz zırhlısı ile ayrıldı.

Saraydan ayrılışından sonra Vahdeddin önce Malta'ya, daha sonra Hicaz'a gitti.

Mekke'de bir süre kaldıktan sonra İtalya'nın San Remo şehrine giderek vefatına kadar orada kaldı.

Sultan Mehmed Vahdeddin, San Remo'da kalp yetmezliğinden dolayı 15 Mayıs 1926 günü 65 yaşında vefat etti. Vatan topraklarına gömülmek en büyük arzusuydu. Ancak bunun mümkün olmayacağını bildiği için en azından halkı müslüman olan bir ülkenin topraklarına gömülmek istemişti. Şam'daki Selâhaddin Eyyubi Türbesi'ni seçmişti ve bu son arzusuydu.

Cenazesi alacaklıların haciz koymaları yüzünden bir süre ortada kaldı. Ancak devrin Suriye Devlet Başkanı Ahmed Nami Bey, olayı duyunca çok üzüldü ve bütün borçlarını ödeyerek, cenazesini Suriye'ye getirtti. Ancak toprağa verilmeyi çok arzuladığı Selâhaddin Eyyubi Türbesi doluydu. Ahmed Nami Bey, Sultan Mehmed Vahdeddin'in cenazesinin
Sultan Selim Camii'nin bahçesine gömülmesini sağladı.

Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-05-21

SULTAN VAHiDEDDiN HAiN Mi?

YOKSA ALiM Mi?

KIMINE GIRE ALIM KIMINE GORE ZALIM KABUL EDILEN VAHIDEDDIN HANI'IN GELIN TARAFLI TARAFSIZ TARIHCILERIN SOZLERINI DERLEYEREK YAPTIGIMIZ ACIKLAMADAN DINLEYELIM VE KARARIMIZI KENDIMIZ AKLIMIZLA VERELIM!

TARIHIMIZIN EN BUYUK SORU İŞARETİ !!!

ATATURK iLE VAHiDEDDiN HAN ARASINDAKi DiALOG

SULTAN MEHMED VAHiDEDDiN HAN KiMiLERiNE GORE iSTiKLAL SAVASIMIZIN GERCEK ORGANiZATORU,KiMiLERiNE GOREYSE ISTIKLAL SAVASIMIZI ENGELLEMEK ICIN KURULAN YESIL ORDU DUSUNCESININ MIMARI!

ANLAYACAGINIZ IKI ARADA BIR DEREDE KALMIS BIR PADISAHTIR.BUDA COK NORMAL CUNKI YAKIN TARIHIMIZ TARIHLE DEGIL SIYASI MENFAATLERLE YAZILIYOR NE YAZIKKI...OYLE BIR IZLENIM VERILMISKI BUGUNE DEK SANKI SULTAN VAHIDEDDIN HAN HAKLI CIKARSA MUSTAFA KEMAL ATATURK HAKSIZ TERSI OLURSA ISE VAHIDEDDIN HAKSIZ CIKACAK.BU ANLAYIS ICINDE KITLELER VAHIDEDDINCI-ATATURKCU BUNA BAGLI OLARAK LAIKLIKCI-SERIATCI,CUMHURIYETCILER-HILAFETCILER,CAGDASLAR-MURTECILER vs,vs...BU TARTISMALAR ARASINDA BIZ BIR CAGI KAPATIP YENI BIR CAGI ACAN BIR MILLETKEN YASADIGIMIZ CAGI BILE KACIRIP GERISINDE KALAN BIR MILLET HALINE GELDIK...

SULTAN VAHIDEDDIN 4 TEMMUZ 1918 TARIHINDE TAHTA CIKTI.DAHA TAHTA OTURDUGU GUN I.DUNYA SAVASININ KORKUNC SONUCLARIYLA YUZLESTi,ARADAN 4 AY BiLE GECEMEDEN UGURSUZ MONDROS MUTREKESi iMZALANDI.30 EKiM 1918 TARiHiNDE OSMANLI iTiLAF DEVLETLERi TARAFINDAN iSGAL EDiLMEYE BASLANDI.1920 YILI 16 MARTINDA MUTTEFIK DONANMASI ISTANBULA GIRDI VE ULKENIN DORT BIR YANINA DUSMAN ASKERLERi GiRDi.TUM ORDU SiLAHSIZLANDIRILIRKEN SADECE PADiSAHIN GUVENLiGi iCiN 700 ASKERLiK BiR TABUR SiLAHLI OLARAK PADiSAHIN EMRiNDE KALDI.VAHiDEDDiN HAN iSE DUSMAN ASKERLERi ARASINDA CIKAN AYASOFYA'YA CAN TAKILACAGI SOYLENTILERI UZERINE KENDISI DOLMABAHCE SARAYINDA IKAMET EDERKEN EMRINE VERILEN 700 ASKERI AYASOFYA CEVRESINE MEVZILENDIREREK DEDESi FATiH SULTAN MEHMED HANI'IN VASiYETiNE SAHiP CIKTI.VE KENDiNDEN ONCE HALK VE MUSLUMANLAR iCiN MANEVi DEGERi COK YUKSEK OLAN AYASOFYAYI KORUMALARINI SAGLADI...VAHiDEDDiN HAN DURDUGU YERDE BiSEY YAPAMAYACAGININ FARKINDAYDI VE ANADOLUYA GECEREK HALKLA BIR DIRILIS HAREKETi BASLATMAYI PLANLADI ANCAK INGILIZLER ISTANBUL'U TERK EDERSE ISTANBUL'UN YONETIMINI RUMLARA VERECEGINI SOYLEYEREK BUNDAN VAZGECMSEINI SAGLADILAR.

VAHiDEDDiN HAN VAZGECMEDi ALMANYA'YA YAPTIGI YOLCULUKLAR SIRASINDA KENDiSiNE ESLiK EDEN VE COK GUVENDiGi YAVERLERiNDEN MUSTAFA KEMAL PASA'YI SARAYA DAVET ETTi;ve dediki;

"PASA PASA!!!SIMDIYE KADAR DEVLETE COK HIZMET ETTINIZ BUNLARI TARIH YAZACAKTIR AMA ASIL SIMDI YAPACAGINIZ HIZMET HEPSINDEN MUHIM OLABILIR;SIZ DEVLETI KURTARABILIRSINIZ CENAB-I ALLAH MUVAFFAK ETSIN"

"OSMANLI ARSIVLERINDEN BASKA KENDISIDE ATATURKCU BIR YAZAR OLAN ARASTIRMACI MURAT BARDAKCI YAYINLADIGI (SAH BABA) ISIMLI ESERINDE KONUYU BU SEKILDE AKTARIYOR"

MASRAFLARI ICIN BIR MIKTAR PARA VERDI ISGAL KUVVETLERINDEN IZIN ALDI(CURUKMUYDU SAGLAMMIYDI TARTISMALARIYLA KAVGALAR URETTIGIMIZ MESHUR"BANDIRMA VAPURUYLA"ANADOLUYA(SAMSUN'A)GONDERDI,BOYLECE ISTIKLAL MUCADELESININ TEMELI ATILMIS OLDU...

KISACASI BIRLIKTE DEVLETIN BEKASI ICIN MUCADELE EDEN IKI KAHRAMANI BIRBIRLERINE DUSMAN GOSTERECEK KADAR SIYASETE DAYALI BIR TARIH GORUSUNU BEYINLERIMIZ EMPOZE EDIYORLAR.OYSA VAHiDEDDiN HANDA ATATURKTE BU ULKENIN IYILIGINI ISTIYORLARDI.

SULTAN VAHIDEDDIN HAN ANKARANIN SALTANATA SICAK BAKMADIGINI BILIYORDU SALTANATIN VE HALIFELIGIN KALDDIRILACAGINI SEZEN VAHIDEDDIN HAN HEM HALK ARASINDA KURULACAK CUMHURIYETE KARSI IKILIK YARATMAMAK HEMDE OC ALMA SENDROMUNA DUSENLERIN ELINDEN HALIFELIGI KURTARMAK ICIN 17 KASIM 1922 DE "MALAYA" ISIMLI BI INGILIZ ZIRHLISIYLA ISTANBULU TERK ETTi.ZATEN 5 KASIMDA SALTANAT 101 PARE TOP ATISIYLA SALTANAT KALDIRILMISTI PADISAHLIK SONA ERMIS SULTAN VAHIDEDDIN VATANDAS VAHIDEDDIN OLMUSTU.YANI YURT DISINA CIKAN SULTAN DEGIL VATANDASTI ARTIK VE ELINDE YAPACAK BISEY KALMAMISTI.MALTA,MEKKE VE HiCAZ'IN ARDINDAN ITALYANIN SAN REMO KENTINE YERLESTI VE BIR VILLA TUTTU.

ESKI DOSTU OLAN ITALYA KRALI EMANUEL BOS OLAN SARAYLARDAN BIRINE YERLESMESINI RICA ETSEDE VAHIDEDDIN BUNU REDDETMISTIR.ISTANBULU TERKEDERKEN DEVLET HAZINESINDEN AILE YADIGARI HANEDAN ARMASINDAN BASKA HICBIRSEY ALMADIGINDAN FAZLA ZAMAN GECEMEDEN DARA DUSMUS VE ARMANIN UZERINDEKI ELMAS VE YAKUTLARI SATARAK BIR SURE DAHA IDARE ETMISTIR.

YAVERI BIR GUN;

"KILERIMIZDE BIR KURU SOGAN BILE KALMADIGINI BILMEZMISINIZ HALA GELEN TEKLIFLERI REDDEDIYORSUNUZ?"

DEMESI UZERINE VAHIDEDDIN HAN;

"FAHRI BEY!MAIYET-I SANIYEMDE BULUNMAYA MECBUR DEGILSINIZ BU HAYAT SIZE ZOR GELIYORSA AYRILINIZ!BEN MUSLUMANLARIN HALIFESI SIFATIYLA BIR GAYRI MUSLIM HUKUMDARIN IHSANINI KABUL EDEMEM"

VAHIDEDDIN ANADOLUDAN GELENLERE HEP ULKENIN DURUMUNU SORAR CUMHURIYETIN KURUCULARI ALEYHINDE KONUSMAYA YELTENENLERI SERT BIR HUKUMDA BAKISYLA SUSTURUR VE PESINDEN;

"ONLAR BIZIM PASALARIMIZDIR!GIYAPLARINDA KONUSULMASINI ARZU ETMEYIZ!SALTANAT VE SARAYIN YIKILMASI ONEMLI DEGILDIR!ONEMLI OLAN MILLETIN KURTULMUS OLMASIDIR!SEKLINDE KONUSUP SUKREDIYORDU...

KOSKOCA OSMANLI SULTANI YOKLUK ICINDE YASADIGI YERDEKI ESNAFA BORCLU OLARAK OLMUS VE OLDUGUNDE ORADAKI ESNAF NAASINI ESIR ALMISTI (BORCLARINA KARSILIK)YAVERLERI PARA BULAMAYINCA ITALYAN KRALININ VERMEK ISTEMESINI VASIYETE IHANET ETMEMEK ADINA KABUL ETMEMIS VE NAASI GIZLICE MISIRA KACIRMISLARDIR .VASIYETINDE SELAHATTIN EYYUBI TURBESINE GOMULMEYI ISTEYEN VAHIDEDDIN HAN TURBEDE YER KALMAMASI UZERINE YAVUZ SULTAN SELIM HAN'IN TURBESINE DEFNEDILDI.ORADAKI MUSLUMAN HALKTAN TOPLANAN PARALARLA ESNAFA OLAN BORCLARI ODENDI VE HUZUR ICINDE YATMASI SAGLANDI...

SIMDI TEKRAR DUSUNUN ATATURK MU? YOKSA VAHIDEDDIN MI DIYECEKSINIZ ? YOKSA ONLAR ZATEN AYNI DAVA UGRUNDA YASAMISLARMI?

BU KARARI ARTIK KENDINIZ VERIN....

 

16/4/2009

Ayasofya'nın tapusu Fatih Sultan Mehmet Han'da

Ayasofya Müzesi (Dosya Türü: wmv)

Başbakan Yardımcısı Yazıcı, Vakıflar Yasasına getirilen eleştirilerin yersiz olduğunu ifade ederek, Ayasofya'nın tapusunun Fatih Sultan Mehmet Vakfı'nda olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Vakıflar Yasası ile Ayasofya'nın gayri müslim vakıflara verileceği iddialarının gerçek dışı olduğunu söyledi.

Yeni Şafak Gazetesi Ankara Bürosu'nu ziyaret ederek, Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert ve Ankara Temsilci Vekili Abdülkadir Selvi ile görüşen Yazıcı, Vakıflar yasasıyla Türk vatandaşı olan gayri müslimlere, Lozan Anlaşması ile verilen ancak 1974 yılında mahkeme kararıyla ellerinden alınan bazı hakların geri verildiğini, bunun da yanlış bir yönünün bulunmadığını, bugüne kadar adalet dağıtan bir millet olarak aynı şekilde adalet dağıttıklarını belirtti. Yazıcı, muhalefetin zaman zaman Ayasofya'nın statüsünü de gündeme getirdiğini, Ayasofya'nın iddia edildiği gibi cemaat vakfına devredilmesinin sözkonusu olmadığını söyledi.

 

Image Hosted by ImageShack.us


87 ÖNCESİ İÇİN AİHM'E GİDİLEMEZ

Yazıcı, “Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini 1987 yılında tanımıştır. Rezerv var, 1987 yılından önceki olayları Avrupa insan hakları mahkemesine getirmesi mümkün değil. Orası bir milat. O şartla kabul edilmiştir. Ayasofya tapu kaydında Fatih Sultan Mehmet Vakfı'na kayıtlı. Böylece cemaat vakfıyla hiçbir alakası yok. Biz de onun tapusunu almıştık hem mecliste gösterdik hem de televizyonda gösterdik. Çünkü onu söyleyeceklerini tahmin ediyordum” diye konuştu.

Ayasofya Müzesi Sanal Gezi için tıklayınız.


 

161 CEMAAAT VAKFI VAR

1926'da çıkartılan Medeni kanundan sonra ırk ve cemaate dayalı vakfın kurulamayacağını hatırlatan Yazıcı, 'Cemaat vakıfları Lozan'dan önce kurulduğu için onların statüleri devam ediyor. Bunların sayıları bellidir. 161 tane cemaat vakfı var. Bunların 74 tanesi Rum, Keldani, Süryani gibi cemaatlere ait' dedi. Bu cemaat vakıflarının bir kısmı mazbut vakıflar kapsamına alındığını kaydeden Yazıcı, 41 bin 550 mazbut vakıf kaldığını, bunu içinde 59 cemaat vakfı bulunduğunu kaydederken, 300 tane de mülhak vakıf bulundugu belirtti.


 

VAKIF TÜRLERİ

 

  • Mülhak vakıf: Vakfedenin soyundan gelenler tarafından idare edilir.

     

  • Cemaat vakıfları: Türk vatandaşları tarafından Osmanlı döneminde kurulmuş vakıflar.

     

  • Mazbut vakıf: Kuran ve yaşatan aileden hayatta hiç kimse kalmamış olan vakıflardır. Bunların yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğü'ndedir.
  •  

     

    Üniversitelerde Ergenekonvari provokatörler var

    Üniversitelerde başörtüsü yasağının Anayasa değişikliği ile kaldırıldığını kaydeden Yazıcı, “Türkiye'de bir başörtüsü sorunu var. Sorunu düzenlemek için Meclis'te anayasal düzenleme yapanlar, o konuyla ilgili çalışanlar var, ama onun karşısında olanlar da var. CHP'ye sorun Türkiye'de bir başörtüsü sorunu var diyecektir. İktidar olmak demek sorunları çözmek demektir, çözmeye talip demektir. Hem iktidar olacaksınız, hem de sorunu görmem diyemezsiniz. Sorunun çözümü anayasada değişiklikle olur denmiştir, çözülmüştür. Başı örtülü olan da açık olan da beraber okuyor, yaşıyor, aynı ortamı paylaşıyorlar. Ergenekonvari, ulusalcı oluşumlar üniversiteleri, toplumun değişik katmanlarını ajite ediyorlar. Milletimiz bu sorunu çözdü” dedi.

    “Ergenekoncu yaklaşımlar sözünü biraz açabilir misiniz? Duyum ve tespitler mi var” sorusu üzerine de Yazıcı, “Danıştay baskını var.


  • HASSASİYET GÖSTERİYORUZ

    Henüz kesinleşmedi, yargıda olan bir konuyu konuşmak çok doğru değil. Ancak fotoğrafları alt alta getirdiğinizde, Türkiye'deki huzur ortamını bozmaya çalışıyorlar, çeteleşiyorlar. Nereye kadar gidebiliyorsa gitmesi lazım. Türkiye hukukun üstünlüğü, hukuk devleti olmanın hazzını yaşamalıdır. Hükümetimiz hassassiyet gösteriyor. Hukuk dışı çeteleşmeleri yapıları devlet içinde devlet olma çabalarının mutlak sonlandırılması gerekiyor. Bu yönde çabalayan kamu çalışanlarının da sonuna kadar arkasındayız” diye konuştu.



  • Zirve100 En iyi


  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • Image Hosted by ImageShack.us

    Son Yazılarım



    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Image Hosted by ImageShack.us

    Get Your Own Player!


    fatih-sultan-mehmet-han.jpg

    Image Hosted by ImageShack.us
    OTTOMAN

    Tarihte O Yıl
    Aşağıya İstediğiniz Yılı Yazın ve Tüm Ayları Listeleyin
    999 < < 2010

    free counters

    Layanan Data Portal of Every Thing.. Online Themes layouts myspace

    Site Meter

    Arts Top Blogs

    PageRank Checking Icon Submit Your Site To The Web's Top 50 Search Engines for Free!


    Dini100.Net
    islamiweb.net