Image Hosted by ImageShack.us
turkiye.gif
OSMANLI TARİHİ

PADİŞAHLAR

01-OSMANGAZi.jpg

turkiye.gif

TUĞRALAR

tugram.jpg

turkiye.gif

KURULUŞ DÖNEMI

turkiye.gif

KLASİK DÖNEM

turkiye.gif

DEĞİŞİM DÖNEMİ

turkiye.gif

MODERNLEŞME DÖNEM

turkiye.gif

ASKERİ TEŞKİLAT

turkiye.gif

DEVLET TEŞKİLATI

İKTİSADİ YAPI

Image Hosted by ImageShack.us
OSMANLI
DENİZCİLİK TARİHİ

fatihsultanmehmetHAN.JPG

Free Counter
KİTABOOKU.BLOGCU

Sitenizesayac.com

Sailing Turkey

Otel Şikayetleri

Php kodlar

Eskişehir

Ucuz Oteller

Tags Area

Link Ekle

Tatil Dizayn

Site Ekle

Erken Rezervasyon

Dizin

Ismail Hakkı Gürgenburan

Kartınızı Oluşturun


Elvenpath Top100

Gazetelinki.com

site ekle

fatihsultanmehmetHAN.JPG

Free Counter
KİTABOOKU.BLOGCU

Sitenizesayac.com

Sailing Turkey

Otel Şikayetleri

Php kodlar

Eskişehir

Ucuz Oteller

Tags Area

Link Ekle

Tatil Dizayn

Site Ekle

Erken Rezervasyon

Dizin


Elvenpath Top100

Gazetelinki.com

site ekle

« Önceki |

11/12/2009

Hat Sanatı Öğretiminde Meşk Murakkaaları

Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-04-18

Yazı sanatının taliminde, geçmiş üstadların önemli eserlerinin tetkik edilmesinin önemli yeri vardır. Hat sanatında oluşan mektepler (ekol), üstadın kendi zevk ve anlayışına göre kendinden önceki büyük üstadlardan seçip eleyerek taklid etmesiyle oluşmuştur.
Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-04-18
Osmanlı hat mektebinin kurucusu Şeyh Hamdullah, II. Bâyezid''in tavsiyesi ile mektebini oluştururken Yâkut el-Musta''sımî''nin (ö. 698/1298) yazıları üzerinde uzun süre çalışmıştır. Şeyh, hocası Hayreddin Maraşî''den yazı meşkederek icazet almıştır. II. Bâyezid''in tahta geçmesinden sonra İstanbul''a gelen Şeyh, padişahın hazineden verdiği Yâkut yazıları üzerine çalışarak yazıya Osmanlı karakterini kazandırmıştır.[1]

Aklâm-ı sitte''de, Şeyh Hamdullah''tan sonra ikinci büyük gelişmenin görüldüğü Hâfız Osman Efendi, Şeyh yazısını iyice öğrendikten sonra üslubunu ortaya koymuştur. İlk olarak I. Derviş Ali''den (ö. 1678) yazı meşkeden Hâfız Osman, daha sonra hocasının sevkiyle Suyolcuzâde Mustafa Eyyûbi''den yazı meşketti. Şeyh üslûbunu iyice öğrenmek için de Nefeszâde İsmâil Efendi''den (ö. 1678) ders aldı. Şeyh Mektebi''nin bütün hususiyetlerini öğrendikten sonra 1678"den itibaren üslûbunu oluşturmaya başladı. Elde ettiği Şeyh Hamdullah murakkaaları ile sanatını geliştirdi.[2]
Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-04-18
Osmanlı hat sanatında, Şeyh Hamdullah ve Hâfız Osman''dan sonra tavır sahibi hattatlarımızdan olan İsmâil Zühdi Efendi (ö. 1806), Şeyh ve Hâfız Osman''ın en güzel harflerini seçerek kendi tavrını geliştirmiştir.[3]

Hocasız, kendi kendini yetiştirmekle tanınan hattat Mahmud Celaleddin Efendi, Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman yazıları üzerinde uzun süre çalışarak, nesih yazıda kudretli bir elin sahibi olmuştur. Mahmud Celaleddin önceleri, Ak Molla Ömer Efendi ve Mehmed Rasim Efendi''nin talebesi Abdüllatif Efendi''den yazı meşketti. Daha sonra, Yamakzade Salih Efendi ve Ebubekir Raşid Efendi''den yazı dersi almak istemişse de, aşırı gururlu olduğundan bir hocaya devam edip meşk alamadı. Bunun üzerine kendi kendine çalışarak mektep sahibi olacak mertebeye ulaşmıştır. Özellikle nesih yazısı mekteb sahibi olacak derecede latif bir tavra sahiptir. [4]
Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-04-18
XIX. asrın kudretli celî sülüs üstadı Mustafa Râkım Efendi, mektebini oluştururken, Hâfız Osman yazıları üzerinde uzun süre çalışmıştır. Hâfız Osman sülüslerindeki canlılık ve kıvraklığı celî sülüs harflerine aktarmıştır.[5] Konu ile alâkalı olarak M. Uğur Derman Bey''in hattat Necmeddin Okyay''dan (ö. 1976) tesbit ettiği şekliyle hattat Sâmi Efendi şöyle söylemiştir: "Râkım''ın celilerini küçülttüğünüz vakit, Hâfız Osman sülüsünün aynını bulursunuz. Lâkin öyle Hâfız Osman yazıları sizin elinize nereden geçecek?". Yine Râkım yazılarıyla alâkalı Necmeddin hoca şöyle söylemiştir: " Bir defaya mahsus olmak üzere, mahalle mektebinde ilk olarak yazı öğrendiğim hattat Ahmed Cenab Bey''in elinde bir Hâfız Osman murakkaası vardı. Takdîr-i ilâhi ile onu bana bir aralık sattı. Çıkartmış olduğum Mustafa Râkım''a ait fotoğraflarla bunu bir de karşılaştırdım ki, Râkım bu murakkaadan çalışarak tirfilin açık yerini dahi aynen taklit etmiş. Hakkı Bey bize gelmişti, bir tatbikat yaptık, hayretlere gark oldu. Sonra Emin (Yazıcı) ve biraderi Ömer (Vasfi) Efendi''ye bu murakkaayı aldım götürdüm. Fotoğrafları çıkarıp karşılaştırdılar. Râkım Efendi''nin yazıyı bu meşkinden yazdığını görünce, ondan sonra Hâfız Osman Efendi''ye ehemmiyet vermeğe başladılar."[6]
Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-04-18
Celî sülüs''te Mustafa Râkım''ın tamamlayıcısı olarak kabul edilen hattat Sâmi Efendi (1838-1912), tavrını Râkım yazılarını, özellikle yazı kalıplarını[7] dikkatlice inceleyerek oluşturmuştur. Râkım''ın çırağı Mehmed Şakir Recâi Efendi''nin talebesi olan Sâmi Efendi, Ramazan 1310/1893 tarihinde diş kirası olarak aldığı İsmâil Zühdi Efendi''ye ait sülüs-nesih meşk murakkaası, sanat hayatının dönüm noktası olmuştur. Daha önceleri Râkım yolunda yazarken bu murakkaa ile, Râkım yolunun eksikliklerini tamamlamıştır. Kendisinin bu sebeple "benim 1310''dan sonraki yazılarım başka türlü olmuştur " dediği nakledilir. Sanat olarak Sâmi Efendi, Râkım mektebine dahil ayrı bir şîve sahibidir.[8]

Sülüs ve nesih yazılarda zirve kabul edilen ve hâlâ eserleri hayranlıkla seyredilen Mehmed Şevki Efendi (1829-1887), mektebini oluştururken Râkım yazılarındaki canlılık ve kıvraklığı sülüs ve nesih yazıya aktarma başarısını göstermiştir.
Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki at 2009-04-18

XX. yüzyılın önemli hattatları celî sülüs yazıda Râkım Efendi''nin yazıları yanında hattat Sâmi Efendi''nin özellikle
Yeni Camii Sebili kitabe yazılarını örnek almışlardır. Çünkü bu kitabedeki yazılar, harf yapısı ve istif olarak mükemmeldir. Sâmi Efendi bu kitabedeki yazıda celî sülüsün bütün nüktelerini, hareke ve tezyinat işaretlerine kadar ustalıkla kullanmıştır. Hattatlar bu kitabenin kalıbını alıp üzerinde çalışarak celî sülüsün inceliklerini öğrenmeye çalışmışlardır. Son devrin önemli celî sülüs hattatları arasında yer alan Tuğrakeş İsmâil Hakkı Altunbezer (1873-1946), Ömer Vasfi (1880-1928), Emin Yazıcı (1883-1945), Macid Ayral (1891- 1961), Halim Özyazıcı (1898- 1964), Hamid Aytaç (1891-1982) bu kalıplardan faydalanarak celîde maharet sahibi olmuşlardır. Günümüzde de bu kitabenin kalıpları celî çalışmak isteyen hat meraklılarının yegâne müracaat kaynağıdır.

Dr. Süleyman BERK




HAT SANATIYLA İLGİLİ DİĞER YAZILAR

HAT SANATI
besmele
Geleneksel Hat San'atımız
osmanlıda HAT
hat besmele
osmanlıda hat sanatı ve elyazmaları
HAT SANATIYLA İLGİLİ VİDEOLAR
Hattatta Aranılan Vasıflar
BİR HAT ÇALIŞMASI
hattat Hamid AYTAÇ
Hat'tın Ustaları
Ahmedi Hat
BİR KİTAP : HATTAT MUSTAFA RAKIM EFENDİ
Hattat Yusuf Sezer’in hatta başlaması
HAT SANATI -FATİHA
Rûhî Hendese
Hat' kitaplığına bir eser daha eklendi

4/9/2009

OSMANLI TÜRKÇESİ

OSMANLICA HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Image Hosted by ImageShack.us
By sahafhakki
1. Osmanlıca veya  Osmanlı Türkçesi, Osmanlı Devletinin hükümranlığı boyunca resmi yazışmalarda, edebi,ilmi, ve benzeri eserlerde kullanılan yazı dilidir. Önceleri sade halk Türkçesi iken zamanla, Arapça, Farsça kelime ve terkiplerin Türkçe cümle ve gramer yapısıyla birleşmesi sonucunda sun'i ve karma bir yazı dili olmuştur.

2.Osmanlıca'nın Türk Dili İçindeki Yeri

Osmanlıca, Türk dilinin Güney Batı kolunu teşkil eden Oğuz Grubu Türkçesi içinde yer alır.Aşağıdaki şemada, Osmanlıca'nın bulunduğu Güney Batı kolunun, Türk  dilinin ana kolları ile bu kollardaki lehçe ve şiveler arasında nerede bulunduğu daha belirgin bir biçimde görülebilir.


Hem zaman süresinin uzunluğu hem yazılı eserlerin çokluğu bakımından Türk Dilinin en mühim tarihi lehçesi olan Osmanlıca, Oğuz grubu içindeki Selçuklu Türklerinin Türkçesi ile bugünkü Türkiye'de resmi ve konuşma dili olan Türkiye Türkçesi arasında yer alır. Güney Batı Türkçesinin başlangıçtan günümüze kadar süren devreleri arasında Osmanlıca'nın yeri ise aşağıdaki şemada görülmektedir.


Yukarıdaki şemada Batı Oğuz     Türkçesi içinde yer alan Eski Anadolu Türkçesi 13. yy ortalarından 15. yy başına kadar sürer,Osmanlıca 15.yy ortalarından 20.yy. başlarına kadar devam eder; Türkiye Türkçesi ise 20. yy. başında başlar ve halen devam etmektedir.

Osmanlıca her ne kadar adını  Osmanlı Devletinden alıyorsa da, daha  bu devletin oluşumundan önce Anadolu'da  Beylikler döneminde  yazılan ve
konuşulan Türkçe için Eski Anadolu Türkçesi, Eski Türkiye Türkçesi gibi tabirler yanında Eski Osmanlıca adı kullanılmıştır. Buna göre Osmanlıca (13.-15. yüzyıllar),Klasik Osmanlıca (16.-19. yüzyıllar), Yeni Osmanlıca (19.-20. yüzyılın başı) diye üç gelişme evresi gösterir.
Osmanlıca, bu üç devresiyle birlikte bir bütün olarak Türkçenin öteki tarihi yazı dilleri olan Doğu Türkçesi ve Kıpçak Türkçesi'nden hem daha uzun ömürlü, hem edebi eser bakımından daha zengin ve verimli olmuştur.


Zirve100 En iyi


  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • Image Hosted by ImageShack.us

    Son Yazılarım



    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Image Hosted by ImageShack.us

    Get Your Own Player!


    fatih-sultan-mehmet-han.jpg

    Image Hosted by ImageShack.us
    OTTOMAN

    Tarihte O Yıl
    Aşağıya İstediğiniz Yılı Yazın ve Tüm Ayları Listeleyin
    999 < < 2010

    free counters

    Layanan Data Portal of Every Thing.. Online Themes layouts myspace

    Site Meter

    Arts Top Blogs

    PageRank Checking Icon Submit Your Site To The Web's Top 50 Search Engines for Free!


    Dini100.Net
    islamiweb.net